BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ-KHALED HOSSEINI

Kadın olmanın zorluklarını erkek bir yazarın bu kadar iyi anlatabileceğini düşünmezdim hiç. ”Kadını en iyi kadın anlar” gibi bayağı bir cümlenin içinde kaybolmuştum tıpkı diğerleri gibi. Khaled Hosseini bu ön yargılarımı yıktı. Bilindiği üzere ”Uçurtma Avcısı” kitabı ile birçok ülkede başarıyı yakalamış yazarımız ”Bin Muhteşem Güneş” romanıyla da Afganistan’a götürüyor bizi.

”Pusulanın hep Kuzeyi gösteren ibresi gibi,bir erkeğin suçlayan parmağı hep kadını gösterir.”

”Bak bu konuda hiç endişen olmasın” dedi Nana ”Katlanılacak şey bulmakta hiç zorlanmayacaksın.”

Kadın yüzyıllardır en derin acıları tek başına göğüslememiş midir? Her şeye katlanan fakat sonunda bir teşekkür bile hak etmeyen bir canlı haline getirilmiştir kadın. Mal olarak nitelendirilmiş ”Başlık Parası” ile başka bir erkeğe devredilmiştir tüm yaşamı. Hamile kalıp,ilk çocuğu kız olduğunda ‘hevesimizi aldığımız’ bir eşya gibi kenara atılmıştır. Yaşayamamıştır kadın. Yaşarken öldürülmüş,ölüsüne bile eziyet ettirilmiştir. Hep çok konuştuğu için suçlarız kadınları belki de bunun sebebi geçmişlerde bir yerlerde susmak zorunda kaldığımız içindir.

”Bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur.” diyor yazar. Bin Muhteşem Güneş kitabında bir kadın için eğitimin bir toplumun geleceği olduğunu, anne olmanın kutsallığını, anne olmasak bile ‘Kadın’ olduğumuzu vurguluyor.

Geceleri başımızı gökyüzüne kaldırdığımızda bir yıldızın hep parladığını görürüz. O yıldız hep parlayacaktır. Başka bir kadının gözyaşı olup tüm hücrelerimize işleyecektir belki de. Ama diyorum ya hep parlayacaktır.

İyi Okumalar 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.